Merdan Yanardağ ile Fethullah Örgütü üzerine

Fethullah Gülen Türkiye’yi nasıl kuşattı?

“Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası” adlı kitabın yazarı Merdan Yanardağ, Fethullah Gülen cemaati hakkındaki düşüncelerini Gerçek Gündem’le paylaştı.

Gazeteci Merdan Yanardağ, son kitabını Gerçek Gündem’e anlattı.

“Türkiye Nasıl Kuşatıldı? Fethullah Gülen Hareketinin Perde Arkası” adlı kitabın yayınlanmasından sonra herhangi bir tepkiyle karşılaştınız mı?

Kitabın şu anda üçüncü baskısı yapılıyor. Kitabın satışına ve dağıtımına baktığımız zaman devam edeceği de görülüyor. Aslında bu kitap bir gazetecilik çalışması. Akademik bir çalışma değil ancak akademisyenlerden entelektüellere buradan ortalama okuyucuya kadar uzanan geniş bir alana hitap ediyor.

Dolayısıyla bu alanda yapılacak akademik çalışmaların da kaynağını oluşturabilecek, bu tip çalışmalar için referans olabilecek bir kitap. Kitabın büyük bölümü daha önce Kanaltürk’te benim hazırlayıp sunduğum iki programın bant çözümlerinden oluşuyor. Kitabın üçüncü bölümünde benim yaptığım analiz ve değerlendirmeler yer alıyor.

TEHDİTLER VE AÇILAN DAVALAR

Kitap bir çok tepki aldı. Bu tepkilerin önemli bir kısmı tehdit şeklinde. Şahsıma ve Kanaltürk’e yönelik tehditler. Tepkiler davalar biçiminde de yansıdı. Kitapta adı geçen Samanyolu Televizyonu, Zaman Gazetesi gibi kurumlar üzerinden açılan ve tekzip p yayınlatmak amacı olan davalardı. Önemli bir bölümünün daha çok cemaat mensuplarından geldiğini tahmin ettiğim tehditler de bulunuyor.

Ancak ben bu alana ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşmayı ve mücadele etmeye devam etmek niyetindeyim.

“HÜKÜMETLE İLİŞKİLENDİRİLEBİLECEK BİR SİYASİ GÜCE SAHİP”

Programın yayınlanması Türkiye’de büyük bir ilgi çekti. Beraberinde ve önemli bir tartışma başlattı. Medya alanında Fethullah Gülen ve cemaatine ilişkin ilk kez bu açıklıkta ve bu derinlikte bir program yapıldığını söyleyebilirim. Bunun bir çok nedeni var. Öncelikle Fethullah Gülen büyük bir medya imparatorluğuna, para ilişkilerine ve ticari ağa sahip bir kişi.

Dolayısıyla medya dünyasında bir çok grupla ticari ve parasal ilişkileri bulunuyor. Aynı zamanda cemaat örgütlenmesinden gelen ve bugün hükümetle ilişkilendirilebilecek bir siyasi güce de sahip. Bu nedenle daha çok bu cemaatin parlatılmasına dayanan ve çok tehlikeli olmadığına dair yayınlar, objektiflik adına ortadan verilen haberlerle yazı dizilerinin ötesine geçememiş bir yayıncılık söz konusu.

Bunları belirtirken büyük medya alanından söz ediyorum. Daha önce Cumhuriyet Gazetesi’nde Fethullah Gülen adına yapılan bir yazı dizisi mahkeme kararıyla durdurulmuştu.

“TÜRKİYE’DEKİ EN BÜYÜK AMERİKANCI GRUP”

Fethullah Gülen’in yakın arkadaşı Nurettin Veren’in yaptığı açıklamaları kitapta aktardınız. Sizinle görüşmeyi Veren mi talep etti?

Hayır. Ben talep ettim görüşmeyi. Fethullah Gülen’in 35 yıl yanında bulunmuş, onun yardımcılığını yapmış ve Fethullah gülen cemaatinin dört kurucu üyesinden bir tanesi olan Nurettin Veren katıldı. Şöyle düşünüyorum; biz herhangi bir cemaatle ya da herhangi bir İslami örgütlenmeyle karşı karşıya değiliz.

Türkiye’nin en sinsi ve planlı çalışan aynı zamanda da en etkili şeriatçı-İslamcı grubuyla yüz yüzeyiz. Bunun da ötesinde bugün ABD ile birlikte hareket eden, istihbarat örgütlerinin denetimine girmiş, özellikle de CIA’nin denetimine olan ve ABD’nin başta Ortadoğu olmak üzere Avrasya’daki stratejik planlaması içinde yer alan bir cemaat söz konusu. Fethullah Gülen cemaati tam da bu işlevi görüyor.

Büyük Ortadoğu projesinin yaşama geçirilmesin de taşıyıcı örgütlenmelerinden ve güçlerinden biri olduğunu görüyoruz. Bu kitap esas olarak bunu ortaya çıkartmayı amaçladı. Ben programlarda ve kitapta bunu amaçladım. Kastettiğim; dünyada hiçbir yönetim sadece baskıyla ya da silah gücüyle ayakta kalamaz. Bunun yanı sıra toplumsal bir rıza, onay üretmek durumundadır. En azından kitleleri tarafsızlaştırmak durumunda kalırsınız. Fethullah Gülen böyle bir işlev görmektedir.

ABD, en zengin enerji yataklarının, kaynaklarının olduğu bu bölgede sadece işgale ve silah gücüne dayalı bir egemenlik kuramaz. Onun için bunun teolojik bir arka planını hazırlamak gerekli.

Fethullah Gülen, böyle bir teolojik/felsefi arka planı hazırlamakta. Türkiye’deki en büyük Amerikancı grup Fethullah Gülen hareketidir. Bugün hükümetle ittifak halindedir. İzlediği temel strateji devleti içerden fethetmek, ülkeyi kuşatarak teslim almaktır.

“HİÇBİR BANKANIN DEĞERİ BU KADAR DEĞİL”

Fethullah Gülen’in büyük bir para gücünü kontrol ettiğini söyleyebiliriz. Bank Asya gibi bankaları var. Bank Asya’nın %23 hissesi 7.5 milyar Dolar’a satılmıştı. Bu hisselerin bankanın dörtte birini oluşturduğunu baz aldığımızda bankanın değerinin yaklaşık 30-35 milyar Dolar olduğu görülüyor. Türkiye’de hiçbir bankanın değeri bu kadar değil.

Yapı Kredi Bankası’nın bile fiyatı 4.5-5 milyar Dolar civarında olduğunu düşündüğümüzde Fethullah Gülen’in büyük bir para gücünü kontrol ettiği ortaya çıkmakta.

Bank Asya örneği üzerinden düşünmek gerekirse; Finans alanında bu derece yaygınlaşmaları bu alanda söz sahibi olan kurumlara verilen yetkilerin sınırlı olmasından mı kaynaklanıyor?

SPK ya da diğer bağımsız denetim organlarının hiçbirinin Fethullah Gülen’in ticari faaliyetleri ve finans sektöründeki işlerine dönük bir denetimi gerçekleştirdiğini söylemek mümkün değil. Böyle bir denetim yok. Bu tamamen politik bir gelişmedir.

Yimpaş olayında ortaya çıktığı gibi; Fethullah Gülen hareketi/örgütlenmesi hakkında mevcut hükümetin ciddi bir soruşturmayı yürütme iznini vereceğini zannetmiyorum. Böyle bir şey yapmayacaklardır.

“CIA’NİN İSTİHBARAT İSTASYONU”

Fethullah Gülen bugün ABD’de yaşıyor. FBI ve CIA tarafından korunuyor. Yine biliyoruz ki Fethullah Gülen’in dünyada 94 ülkede okulları var. Bu okullarda iddia edildiği gibi Türkçe eğitim verilmiyor.
İngilizce eğitim yapılıyor. Türkçe ise seçmeli ders.

Fethullah Gülen okullarında İngilizce öğretmenleri ve diğer görevlilerin aracılığıyla okulların büyük bir bölümü CIA’nin istihbarat istasyonu olarak çalışıyor. Fethullah Gülen daha önce Nuri Akman ile yaptığı bir röportajında ABD’nin dünya denilen geminin kaptanı olduğunu belirtiyor.

Gülen, ABD ile ancak işbirliği yapılarak, onunla çatışmadan ve onu destekleyerek kendi siyasi projelerini yaşama geçirebileceklerini öngörmekte. Dolayısıyla ABD’nin ‘Ilımlı İslam’ projesinin teorisini yapan, teolojik arka planını hazırlayan bir cemaattir burada söz konusu olan.

“KURAN-I KERİM’İN İNCİLLEŞTİRİLMESİ”

Örneğin Fethullah Gülen kendisine bağlı bir ilahiyatçıya bir Kuran-ı Kerim meali hazırlattı. Bu kamuoyunda “Kuran’ın İncilleştirilmesi” tartışması olarak yansıdı. Aslında hedef; ‘İbrahim’i Dinler’ diye nitelendireceğimiz Hıristiyanlık, Müslümanlık ve Musevilik arasında ortak bir zemin yaratmaya dönüktür. İslam Dünyası’nda Batı kültürüyle uyumlu onunla çatışmayan dolayısıyla anti-emperyalist ve anti-Amerikan bilinci kırmaya dönük bir girişimle yüz yüzeyiz.

Burada dinler arasındaki diyalog ve kardeşlik gibi aksesuarlarla süslenen masum bir girişimi ile yüz yüze değiliz. Bu doğrudan Amerikan projesinin ‘Büyük Ortadoğu ya da Genişletilmiş Ortadoğu projesi’nin felsefi altyapısının hazırlanamamasına yönelik bir girişimle karşı karşıyayız. Bu nedenle Fethullah Gülen cemaati yayınlarında ne Amerikan işgalini ne de İsrail’in Lübnan’a saldırısına karşı çıkmıştır.

Herhangi bir yerde anti-amerikan ya da anti-emperyalist bir pozisyon takınmıştır. Büyük misyoner okullarıyla da işbirliği içindedir. Fethullah Gülen cemaati ABD’nin en eski misyoner okuluna 2 milyar Dolar para bağışlamıştır. BBC bunu 12 ve 13 Kasım’da haber yaptı. Fethullah Gülen, güce ve ilişkiler ağına sahiptir.

Bugün emniyette yine bunun kesin olarak kanıtlanması mümkün değil ama benim edindiğim bilgiler ve programda Nurettin Veren’in söyledikleri ki bunlar kitaba da yansıyan iddia şöyledir; emniyette bugün yönetim kademelerinde görev yapan kadrolarının yaklaşık yüzde 70′i Fethullah Gülen cemaati tarafından kontrol edilmekte.

Teknik Takip Birimleri, İstihbarat Birimleri, İl Emniyet Müdürlüklerinin önemli bir bölümü, Gülen cemaatiyle ilişki içerisindedir. Biz böyle bir güçle karşı karşıyayız esas olarak bu kitapla ben bir kez daha dikkatleri bu alana ve bu cemaate çekmeye çalıştım.