FETHULLAH’TAN İNCİLER
Yazan: fetos Haziran 27, 2007
FETHULLAH’TAN İNCİLER
Kaynak:www.irtica.org
| FETHULLAH’IN ANLATTIKLARI | GERÇEKLER |
| * Fetullah mı, Fethullah mı? İzmir nüfus müdürlüğünden, 31.01.1986 tarihinde değişme sebebi ile aldığı 3881 kayıt no’lu kimliğinde ismi; FETULLAH’tır. |
Fethullah Gülen, saf insanlar üzerindeki etkisini arttırmak için ismini, “Allah’ın Fetihçisi” anlamına gelen FETHULLAH‘a dönüştürmüştür. |
| * Dedeleri
Fethullah Gülen, dedelerinin, annesinin ve akrabalarının Seyyid yani peygamber soyundan geldiklerini söylemektedir. Dedelerinden ermiş gibi, evliya gibi bahsetmektedir. |
Fethullah Gülen’in dedeleri harbi görünce cepheye koşmak yerine soluğu daha emin yerlerde almakta bir sakınca görmemişlerdir. 93 harbinde Fethullah Gülen’in dedeleri Korucuk’u terkederek Sivas ve çevresine yerleşirler. Birinci Dünya Savaşında ise istikamet Yozgat’a bağlı Yerköyü’dür. Milletimiz vatan savunması peşinde iken , Gülen’in dedeleri ve cem’i cümlesi rahat bir yaşam sürmekteydiler. Gülen’e sorarsanız dedeleri çok ızdırap çekmiştir. Dedeleri ile ilgili gerçekler sorulunca Fethullah Gülen dedelerinin kaybolduğunu anlatmaktadır!.. |
| * Babası
Fethullah Gülen’in babası Ramiz, sahabeleri cinnet derecesinde sevdiğini söylemektedir. |
Ancak, Ramiz’in oğullarına koyduğu isimler (Fethullah, Sıbgatullah ve Mesih) arasında tek bir sahabe adının bile olmaması dikkat çekicidir. Hemen hemen hiçbir samimi müslüman ailesinin çocuklarında rastlanmayan bir isim var ki, son derece dikkat çekicidir: Mesih |
| * Annesi
Fethullah Gülen, annesi Rabia Hanım’ı şöyle anlatmaktadır. |
Sıradan bir cami hocası da bilir ki, Kur’an öğrenmek ve hatmetmek için önce mahreç akabinde tecvit ilmi bilmek gerekir. Yani Kur’an mahreç ve tecvit ilmi ışığı altında okunur, hatmedilir ve hıfz edilir. Aksi mümkün değildir. Çünkü bunlar bilinmezse ayetler kesinlikle yanlış okunur , yanlış okumak günah olduğu gibi kılınan namaz da sahih olmaz. |
| * Evlilik
Fethullah Gülen, kendisine niçin evlenmediği sorulunca cevap verir: “Ümmet-i Muhammet’in bunca dert ve ızdırabını düşünmekten, evlenmeyi düşünmeye hiç fırsatım olmadı.” |
Fethullah Gülen, evlenmemek konusundaki açıklamalarında ustaca bir taktik kullanarak şeyhini ve kendisini Hz. Peygamberin varisleri olarak gösteriyor. Oysa evlenmemesinin altında yatan gerçek, hastalığı ile ilgili olsa gerek. Zira, Fethullah Gülen çok eskilerden beri şeker hastasıdır. Şeker hastalığının etkilerinden birisi de insanı iktidarsız yapmasıdır |
| * Kadın
Fethullah Gülen, önce takma Abdulfettah Şahin daha sonra Fethullah Gülen adlarıyla yazdığı, Ölçü ve Yoldaki Işıklar adlı kitabında kadınları üç gruba ayırıyor. Sokak kadını, zevk kadını, ev ve hizmet kadını. |
Fethullah Gülen, kadınları bu şekilde sınıflandırıken, İkinci Diriliş’i gerçekleştirmek amacıyla faaliyet gösteren Işık Evlerinde kalan gençlere sabah namazından sonra şu dua yaptırılır. |
| * Türban
Gülen; Sonsuz Nur adlı kitabında başörtüsü için feryat ederken şöyle diyordu: “Türbana çağdışı diyorlarmış.Eğer bununla baş örtüsünü kastediyorlarsa doğru. Neden? Çağları aşan bir kıyafet de ondan. Günümüz dünyası ondaki hikmet harikasını kimbilir ne kadar sonra idrak edecek. Fethullah Gülen, Bahçelievler Camii’nde gerçekleştirdiği Pazar sohbetlerinde yaptığı konuşmalarında, türban ve başörtüsü konusunda şöyle diyordu; |
Ancak Nevval Sevindi’yi New York’ta karşısında türbansız, başörtüsüz görünce bu düşüncelerinden çark eden Fethullah Gülen, ona şu cevabı veriyordu: |
| * Masonik Söylem
Fethullah Gülem masonlar ile ilişkisinin olmadığını ve onlara sempati duymadığını belirtmiştir. |
Masonlukta mertebe; çıraklık, kalfalık ve üstadlık olarak sıralanmaktadır. Fethullah Gülen de , sıralamayı yaparken, çıraklık,tilmizlik,yani kalfalık ve nihayet üstatlık olarak sıralamaktadır. Masonlar aralarına hiçbir zaman kadınları kabul etmezler. Fethullah Gülen de hayatında kadınlarla muhatap olmamak gibi bir prensibinin olduğunu açıklamıştır. ABD-Irak savaşında, gönlünün ABD’den yana olduğunu söyleyen Gülen, Irak’ın tepesine binlerce bomba yağar,Irak’lı çocuklar ölüp, aç ve açıkta kalırkan kılını kıpırdatmıyor; buna karşılık İsrail’e atılan bir iki bombadan sonra, İsrail’li çocuklar için ağlıyor; daha da ileri giderek; Hz Peygamberi rüyasında gördüğünü anlatıp, onun da gönlünün İsrail’den yana olduğunu söylüyor ve bu tutumuyla kimi şeriatçı dergileri bile isyan ettiriyordu |
| * Batı Dünyası
Fethullah Gülen, batı konusundaki görüşleri belirsizdir. |
Sonsuz Nur adlı kitabında batıyı, Avrupa ve Asya’yı yerin dibine geçiren Fethullah Gülen, “Fethullah Hocaefendi ile Ufuk Turu ” adlı kitabında batıya övgü yağdırmaktadır. Ufuk Turu Kitabında batı yandaşlığı, “Mutlak manada, batı düşmanlığı, zannediyorum ki bizi çağın dışına iter. Ve zaman tarafından elenirsiniz. Ve batıdan alınacak birçok güzellik var.” Sonsuz Nur kitabında batı düşmanlığı, |
| * Askerlik ve Milliyetçilik
Fethullah Gülen , askere ve askerlik konusuna ılımlı görünmeye çalışmaktadır. |
Nurcular Molla Said’den aldıkları dersle askerliği bir vatan görevi olarak görmemektedirler. Askere gitmeyide bir tokat gibi karşılarlar. Fethullah Gülen de orduyu yabancı bir ortammış gibi anlatır. Rahat bir askerlik yapabilmek için torpiller aramış ve adamını bularak kendisini himayeye aldırmaya gayret etmiştir. Askerin karavanasını yememiş, eğitimden kaçmıştır. Israrla zamanlı zamansız abdest alıp namaz kılmış, ibadetini askerliğe karşı bir araç gibi kullanmış; çok sıkışınca kendisini arkadaşları aracılığı ile komutanlara milliyetçi, yurtsever gibi lanse etmeye çalışmıştır. Askerliğini zor şartlar altında yapmadığı için, ordunun yemeğini kendisine caiz olmadığını düşünen Fethullah Gülen, teskere gününü de , ” hayatımın en kabuslu günleri sona ermişti” sözleriyle açıklıyor. Fethullah Gülen’in kabusu her nurcu gibi askerliğn felsefesine olan inançsızlığından kaynaklanmaktadır. |
| * Suudiler ile İlişkisi
Fethullah Gülen Suudiler ile ilişkisini her fırsatta yalanlamaktadır. |
Fethullah Gülen, Suudlarla hiçbir ilgisini olmadığını iddia ederken hayatının her döneminde yanında olan ve Küçük Dünyam kitabında birçok yardımını gördüm dediği eski MSP milletvekillerinden Salih Özcan, Rabıta’nın Türkiye temsilcisidir. Rabıta ise dünyaya şeriat düzenini yaymak için kurulmuş, merkezi Suudi arabistan’da bulunan bir örgüttür ve arkasında Amerikan petrol şirketi Aramco vardır. Rabıta dünya ülkelerine Şeriat düzeni yaymak için her yıl tonlarca altın ve milyarlarca dolar harcar. |
|
* Tekke ve Medrese 1938 yılında doğan Fethullah Gülen eğitim durumunu açıklarkan şöyle diyordu; |
”Oysa Fethullah Gülen’in doğumundan çok önce kapatılmıştı tekkeler ve medreseler. Fethullah’ın, müridlerini etkilemek amacıyla bu yola başvurduğu ise açıktır. |
|
* Hedefler |
Fethullah Gülen, kitaplarında dünyada yeni denilen bütün düzenlerin yıkılacağını anlatırken, “birgün gelecek,semavat, zemin bütün nizamıyla İslam’ım bembeyaz ellerine teslim olacak. Ak şeriata, ak yola, ak sisteme” diyerek gerçek amacını ortaya koyuyordu. Fethullah Gülen, şeriatın amaçlarına uygun hareket eden beyinlere ihtiyaçları olduğunu açıklıyor ve şunları belirtiyordu; |
| * Demokrasi Gülen, değişik ortamlarda demokrasinin faydalarından bahsetmektedir. |
Şimdi tenkide bütün kapıları kapalı demokrasi var. Şimdi onun iyi yanları olabilir yani, halk idaresi falan, bizim hizmetimiz adınada kolaylaştırıcı yanları var bunun. Ama artık bu mahluk başka bir şey doğurmaz. Allah’ı inkar edenlerin bile kiliseye koştukları gibi, hadiseler er geç bütün insanları mabetlere koşturacaktır. İnşallah Türkiye dahil dünyada yeniden islama dönüş var…Tüm sistemler yıkılacak. Yıkılacak,zulümlerinin cezasını görecekler. Ve o zalimler başlarına inecek bir kılıçla cezalarını görecekler |
|
* Said-i Nursi(Kürdi) -Fethullah Gülen, tahsilini tekke ve meedresse olarak açıklarken, asıl ismi Said-i Kürdi olan Said-i Nursi için methiyelerini bitiremiyordu |
Saf insanlarımızı kandırmak için hep bir tarafı abartılı ve gerçek dışı olaylarla anlatılan Fethullah Gülen,Said-i Nursi olayında da gerçekleri hep saklamış yada farklı şekilde anlatma yoluna gitmiştir. 1876 yılında Bitlis’te doğan Said-i Kurdinin en büyük amacı Güneydoğu’da Kürtçe eğitim yapan bir üniversite açmak ve burada Şeriatçı bir Kürt devletinini temellerini atmaktı. Kapatılan Refah Partisinin Kocaeli Milletvekili ve Adalet eski Bakanlarından Şevket Kazan’ın telgraf çekip,mektup yazıp, yanlarında olduğunu belirttiği İBDA-C’nin yayın organı taraf dergisinde nurculuğun gerçek yüzü ortaya konmuştur…”Özgür Kurdistan İçin Savaş” |
|
* Cumhuriyet Fethullah Gülen bu konudaki görüşlerini kamuoyundan saklamaktadır. Çoğu zamanda nabza göre şerbet verme mantığından Cumhuriyet yanlısı gözükmekted |
Ancak, gerçekler Fethullah Gülen’in anlattığı gibi değildir. Nurculara göre; Türkiye Cumhuriyeti bir askeri istibdat ve sapıklıktır. Cumhuriyet, onlara karşı hücum etmek için girişilmiş bir zındık hilesidir. Türkiye Devleti, sadece islam’a değil ahlaka da aykırıdır. Cumhuriyet, halkın intihab ve meşveret hakkı olan idare demektir ve onu kusursuz olarak olarak ilk takdim eden kitap da Kur’an-ı Kerimdir. Cumhuri idareyi Kur’an’a zıd göstermek maksatlı değilse bir bilgisizlik eseri; cumhuriyete tarafdar olup da onun kaynağını görmemezliktengelmek ise inattan başka bir şey değildir.(ölçü veya yoldaki ışıklar 3.s 26) |
|
* Aczimendiler ile ilişkisi Fethullah Gülen, aczimendilerin, nurculuk ile bağlantısı olmadığını açıklamıştır |
Gülen, ılımlı bir şekilde nurculuğu benimsetmeye çalışmaktadır.Bu anlamda aczimendileride desteklemiştir. Aczimendiler adıyla anılan cübbeli, asalı, uzun saçlı ve sakallı grup ta , açıkça nurcu olduğunu belirtmektedir. 300- 400 kişilik bir cemaatten oluşan aczimendiler Molla Said’i örnek olarak eylem yapmaktaydılar. Aczimendilerin lideri Müslüm Gündüz 12 Haziran 1996 tarihinde HBB televizyonunda yayınlanan programda; “Kemalizm bir dindir. Allah’ı Mustafa Kemal, peygamberi İsmet İnönü’dür.Demokrasi dinsizliktir. Laiklik te öyledir.Geleceğiz, Türkiye’yi alacağız” diyebilmiştir. |
|
* Hizbullah’a bakışı Fethullah Gülen, Hizbullah’ın cinayetleri hakkında karşısında kamuoyuna görüş bildirmekten hep kaçınmıştır. |
Ancak Gülen, kitaplarında Hizbullah’ı Allah Partisi olarak açıklıyordu. |
|
* Cihad Fethullah Gülen, cihadın yeryüzü hakimiyeti olduğunu açıklamaktadır. Ancak, kendilerinin bu anlayışın içinde görmediklerini de belirtmektedir |
Fethullah Gülen , kitaplarında konuya ilişkin şu açıklamalarda bulunuyor; Kuvvetin hakimiyeti gelip geçicidir; baki olan Hak ve adaletin hakimiyetidir. Bunlar bugün olmasa bile, çok yakın bir gelecekte mutlaka galebe çalaaktır. Onun içindir ki en büyük siyaset, Hak ve adalet taraftarlığında aranmalıdır.(Ölçü ve Yoldaki Işıklar 3. S45) Siyasi, gayri siyasi bütün gruplar için ” vahy!i münzel’in alem-şumul davetine icabetten başka, ne çare ne de makul bie mesned kalmadığı çağrısıyla insanımıza sesleniyoruz. Hepiniz toptan Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve sakın parçalanıp ayrılmayın.” (Ölçü ve Yoldaki Işıklar 2. S27) |
|
* Doğal Afetler Nurcular, bu konudaki görüşlerini kamuoyuna yansıtmaktan çekinmemişlerdir. |
17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem faciasının ardından, birçok hacı, hoca ve dahi molla takımı yıkıklan binaların, yaralanan, sakat kalan ve ölen insanların acılarını ranta dönüştürmek için herzamanki gibi kolları sıvadılar. Sanki, binaların yıkılmasında, inşaatları eksik malzeme ile yapan müteahhitlerin avukatlığına soyunmuşlardı. Onlara göre bu ceza Allahın verdiği bir cezaydı. Küçük çocukların ölmesi ise bir lütuf gibi gösteriyorlardı. Onlara göre çocuklar büyüyüp gavur mu olsaydı. |
|
* Hedefler Fethullah Gülen amacının şeriat olmadığını,herhangi bir örgütlenme içine girmediklerini, kendisininde nurcuların lideri olmadığını söylüyordu. |
18 Haziran 1999 tarihinde Fethullah Gülen kasetlerinin basına yansımasıyla gerçekler de ortaya çıktı. Fethullah Gülen bu kasetlerde özellikle Mülkiye ve Adliye kadrolaşmasının genişletilmesi gerektiğini kaydederken,”Bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir”şeklinde konuşmaktaydı. İşte bizler bugün, böyle bir olma veya olmamadurumuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Ya bütün bu buhranlardan sonra bir idrak ve izanla, kurulmasını tasarladığımız dünyayı kuracak ve huzura ereceğiz veya bir kısım küçük hesap ve çıkarlar uğruna, çekilen binlerce ızdırabı semeresiz ve boş kılacak bir anlayış ve davranışla gerisin geriye gideceğiz. Düşmanlarımızı meşgul etme, düşündürme ve göz açtırmama gibi, kisayet ve dirayet isteyen hususları beceremesek bile, hiç değilse onların oyunlarına gelmeme ve elimizde kendi tükenişimizi hazırlamama anlayışını göstermeliyiz. Aslında buna mecburuz da. (Ölçü ve Yoldaki Işıklar 2. S6-7) Yıllar ve yıllar bu ülkede, ruhi hayatın büyük ölçüde söndürülmesi, dini dünyamızın işlemez hale getirilmesi, aşkın, vecdin bütün bütün unutturulup gönüllerin diline zincir vurulması, düşünen ve okuyan aydınların gidip kaskatı bir pozitivizme aborde olmaları, salabet ve hakta sebat yerine softalığın ikame edilmesi; hatta ahiret ve cennet istenirken bile, dünyada alışıgelenmutluluğun devamı mülahazasıyla istenmesi gibi çarpık düşünce, çarpık telakkileri sinelerimizden söküp atmadan bir yeni fasıl açmamız mümkün değildir. (Ruhumuzun Heykelini Dikerken s 23) |
|
* Siyasi Partiler ile ilişki Fethullah Gülen, herhangi bir siyasi parti ile yakınlığının olmadığını söylüyordu |
Ancak Fethullah Gülen’in basın tarafından ele geçen kasetlerindeki konuşmaları bu konudaki görüşlerini açıkça ortaya koymaktaydır.“Aynı cephe sayılabilecek, bize sıcak bakabilen bir çerçeve içinde mütalaa edebileceğimiz siyasiler vardır. Refah’tan Doğruyol’a kadar uzanan siyasi yelpazedir.Bu insanlarla çatışmadan onlarla aramızdaki farklı müşterekleri ortaya koyarak, o çizgide belli bir münasebet tesisinde yarar var bence. Siyasete karışmam, siyasete karışma demek,”Vatan ve Millet işine, milletin hayat ve bekasına karışmam ve karışma demektir.(Ölçü ve Yoldaki Işıklar 3.s45) |
|
* Amerika’ya gidişi Fethullah Gülen, Amerika’ya gidiş nedenini hep hastalığı olarak gösterdi. |
Oysa gerçek onun söylediği gibi değildi. 28 Şubat ile nurcuların gerçek yüzünü ortaya çıkması; kendisinin Amerika’ya kaçma sebebiydi. Davadan dönmenin büyük günah olduğunu söyleyen Gülen, kendisi ile ilgili gerçekler ortaya çıkınca soluğu nedense hep Amerika’da alıyordu. |
|
* Şirketleri Fethullah Gülen, ticaret ile uğraşmadığını söylemektedir. |
Fethulllah Gülen, hem tipik bir cemaat lideri hem de kapitalist grup önderidir. TÜSİAD ve MÜSİAD’a karşı İŞHAD’ı o kurdurmuştur. Yurt dışındaki okullarıda bir yandan batı endeksli kafaları ve yakın gelecekte oluşturmayı planladığı siyasi ve kapitalist gücün kimliğini teşkil etmekteydi. Bu nedenle o okullar sadece eğitim kurumları değildi. Bürokratik, siyasi ve iktisadi ilişkilerin zeminlerini oluşturuyordu. Başta Asya Finans olmak üzere 500′ün üstünde şirket te bizzat Fethullah Gülen’e çalışmaktadır. Yoksa bunca okulu imamlık yaparak kurmuş olması mümkün değildir, Fethullah Gülen’in. |
|
* Patrik ile ilişkisi Fethullah Gülen, Fener Rum Patriği ile görüşmüş ve görüşmenini amacını dinler arası diyalog olarak göstermişti. |
Dünyanın dört bir yanında okullar açarak Nurcu düşünceyi yaymayı amaçlayan Fethullah Gülen, Yunanistan’da yaşayan Türkleri de tarikatına katmak için ilgimç bir yöntem izledi. Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun yeniden açılması için Fener Rum Patriği Bartholomeos ile dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz arasında aracılık yapmayı kabul eden Gülen’in asıl amacı, Batı Trakya’da kendi okullarını açmaktı. |
|
* Işık evleri Fethullah Gülen, ışık evlerinin varlığını hep reddetmiştir. |
Ama aynı Gülen, kitaplarında ışık evlerini öve eve bitirememektedir. |
|
* Takıyye Kendisi hakkındaki sözleri hep kamu vicdanının reddeceği boş sözler olarak değerlendirdi.
|
Fethullah Gülen, dini kendi çıkarları için kullanmaya devam ederken kendisi hakkında çıkan yazıların artması üzerine Amerika’ya gidiyordu. Sabah ve ATV tarafından yayınlanan kasette de amacının ” hissettirmeden devleti ele geçirerek Türkiye’de bir şeriat devleti kurmak olduğunu “açıkça dile getiriyordu. Ancak, Gülen bu gerçekler karşısında takıyye yapmaktan kaçınmıyordu.
|